Showing 1-20 of 31 items.

Gerçekten insan üzerine dehirden (zamandan) öyle bir müddet geldi ki o zaman o, anilmaya deger bir sey degildi.

Dogrusu biz insani, imtihan etmek için karisik bir nutfeden (erkek ve kadin sularindan) yarattik da onu isitici, görücü yaptik.

Kuskusuz biz ona yolu gösterdik; ister sükredici olsun, ister nankör.

Çünkü biz, kâfirler için zincirler, demir halkalar ve alevli bir ates hazirlamisizdir.

Kuskusuz iyiler de karisimi kâfûr olan dolgun bir kadehten içerler.

Bir kaynak ki ondan Allah"in kullari içerler, güzel yollar açarak akitirlar onu.

O kullar adaklarini yerine getirirler ve fenaligi salgin (olan) bir günden korkarlar.

Düsküne, yetime ve esire seve seve yemek yedirirler.

"Size sirf Allah rizasi için yemek yediriyoruz. Sizden ne bir karsilik, ne de bir tesekkür bekliyoruz."

"Biz sert ve belali bir günde Rabbimizden korkariz." derler.

Allah da onlari o günün fenaligindan korur, yüzlerine parlaklik, gönüllerine sevinç verir.

Sabirlarina karsilik onlara bir cennet ve ipekten elbiseler verir.

Orada donatilmis koltuklar üzerine dayanmislardir: Orada ne yakici günes görürler, ne de siddetli soguk.

Üzerlerine cennet gölgeleri sarkmis, meyveleri bol bol önlerine konmustur.

Yanlarinda gümüsten kaplar, billur kupalar dolastirilir.

Gümüsten öyle kadehler ki onlari türlü türlü biçimlere koymuslardir.

Onlara orada bir dolu kadeh sunulur ki, karisimi zencefildir.

Bu orada bir pinardir ki, adina"selsebil" derler.

Etraflarinda ölümsüz hizmetçiler dolasir, onlari görünce saçilmis inciler sanirsin.

Orada nereye baksan bir nimet ve pek büyük bir mülk görürsün.