Showing 1-20 of 73 items.

Ey peygamber! Allah"tan kork, kâfirlere ve münafiklara itaat etme. Muhakkak ki Allah her seyi bilir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Rabbinden sana ne vahyediliyorsa onun ardinca git. Muhakkak ki Allah ne yaparsaniz haberdardir.

Allah"a güven, vekil olarak Allah yeter.

Allah bir adam için içinde iki kalb yapmamistir. Kendilerinden zihar yaptiginiz eslerinizi analariniz kilmamistir. Evlatliklarinizi da ogullariniz kilmamistir. O sizin agzinizdaki lafinizdir. Allah ise hakki söylüyor ve dogru yolu gösteriyor.

Onlari (evlatliklari) babalari adina çagirin. Allah yaninda o daha dogrudur. Eger babalarini bilmiyorsaniz, onlar sizin dinde kardesleriniz ve dostlarinizdir. Bununla beraber hata ettiklerinizde üzerinize bir günah yoktur. Fakat kalblerinizin kasdettiginde vardir. Allah, çok bagislayici ve çok merhamet edicidir.

Peygamber, müminlere kendi nefislerinden önce gelir. O"nun hanimlari da onlarin analaridir. Akraba da Allah"in kitabinda birbirlerine, diger müminlerden ve muhacirlerden daha yakindirlar. Ancak dostlariniza bir maruf (uygun bir vasiyet) yapmaniz müstesnâdir. Bu, kitapta yazilidir.

Unutma o peygamberlerden mîsaklarini (kesin sözlerini) aldigimiz vakti! Hele senden, Nuh, Ibrahim, Musa ve Meryemoglu Isa"dan ki onlardan agir bir mîsak (saglam bir söz) aldik.

(Bunu Allah), sadiklara sadakatlerinden sormak için yapti. Kâfirler için ise aci verecek bir azab hazirladi.

Ey iman edenler! Allah"in üzerinizdeki nimetini anin. Hani size ordular gelmisti de üzerlerine bir rüzgâr ve sizin görmediginiz ordular salivermistik. Allah ne yaptiginizi görüyordu.

O zaman onlar, hem üstünüzden gelmislerdi, hem asagi tarafinizdan, ve o vakit gözler kaymis, yürekler girtlaklara dayanmisti. Siz Allah"a türlü türlü zanlarda bulunuyordunuz.

Iste burada müminler imtihan edilmis ve siddetli bir sarsinti ile sarsilmislardi.

O vakit münâfiklar ve kalblerinde bir hastalik bulunanlar:"Allah ve Resulü bize bir aldanistan baska bir vaad yapmamis." diyorlardi.

O vakit bunlardan bir grup:"Ey Medine halki! Sizin için duracak yer yok, hemen dönün." diyorlardi. Yine onlardan bir kismi da Peygamberden izin istiyor, evlerimiz gerçekten (düsmana) açiktir." diyorlardi, halbuki açik degildi, sadece kaçmak istiyorlardi.

Eger onlarin her tarafindan üzerlerine girilse de sonra fitne çikarmalari istenilse derhal onu yapacaklardi. Ama onunla da pek az duracaklardi.

Halbuki bundan önce Allah"a ahid vermislerdi. Arkalarini dönmeyeceklerdi. Allah"a verilen ahid ise mesuliyetlidir, mutlaka sorulur.

De ki:"Eger ölümden veya öldürülmekten kaçiyorsaniz, kaçmak size asla fayda vermez. Verecegini var saydiginiz takdirde de ancak pek az faydalandirilirsiniz."

De ki:"Eger Allah size bir felâket diler veya bir rahmet murad ederse, sizi Allah"tan saklamak kimin haddine?" Hem onlar kendilerine Allah"tan baska bir veli de bulamazlar, bir yardimci da.

Süphesiz Allah, içinizden o savsaklayanlari ve kardeslerine:"Bize gelin" diyenleri biliyor. Onlar harbe pek az geliyorlardi.

Size karsi kiskançlik ediyorlardi. Derken o korku hali gelince, gördün onlari ki, ölümden bayginlik sarmis kimse gibi gözleri dönerek sana bakiyorlardi. O korku gidince, size keskin keskin diller siyirdilar. Onlar hayra karsi kiskançlik ediyorlardi. Iste bunlar iman etmediler de Allah amellerini bosa çikardi. Bu Allah"a göre önemsizdir.

Onlar ahzabi (düsman birliklerini) gitmedi saniyorlardi. Eger o birlikler bir daha gelecek olursa, çölde bedevi Araplar içinde yer alip, sizin haberlerinizden (basiniza geleceklerden) sormayi isterler. Onlar içinizde kalacak olsalar da pek az harb ederler.